TEKNOLOJI: TEK DIŞI KALAN BIR CANAVAR?

 

 
Sanayi devrimi tarihinde teknofobi ile eşleştirilen bir hareket olarak, “Luddite” 19. yüzyılda İngiliz tekstil işçilerinin atölyelere konulan yeni makinaları gece operasyonu yaparak kırmaları ile başlamış ve yol açtığı kitle hareketlerinin sonucunda, sendika hareketlerinin yasak olduğu bir dönemde, 1812 yılında idam ile cezalandırılan bir suçu tanımlayarak, bir çok insanın asıldığı bir vaka olmuştur.
 
Luddite hareketinin ismini Ned Ludd adında asi bir işçiden aldığı söylenir fakat bu kişinin bir kurgu olduğu da tartışılmıştır. Peki neydi bu işçileri çileden çıkartan ve onların makinelere saldırmasına yol açan? Luddite temelinde sermaye yoğun bir yapıya dönüşmeye başlayan endüstride, işlerini kaybetmeye başlayan ya da daha ucuza çalıştırılmak istenilen işçilerin bu dönüşüme direnmesi ve seslerini duyurmak istemeleri ile ilgiliydi. Fakat günümüzde bu terim, her türlü otomasyonu, bilgisayar teknolojisini kullanmaya karşı çıkan, teknolojik gelişmeye karşı duran bir topluluğu biraz da aşağılarcasına nitelendirmek için kullanılan bir ifade halini aldı.
 
Luddite hareketinin derinlemesine incelenmesine paydaş bakış açısıyla bakılabilir. Öyle ki bu insanların, öylece ve aptalca davranarak, teknolojik bir gelişmeye karşı durmadığı sadece o güne kadar kazandıkları becerilerin yeni düzene uydurulması anlamında destek bekledikleri, kazançlarının standartlarını düşürmesini istemediği ve bu sebeple de emek yoğun bir düzen terkedilirken biz de buradayız demek için çabaladıkları tarihe not düşülmüştür. Bu anlamda da Luddite hareketi mensupları, teknoloji öncesi yaşamın romantik biçimde kahraman savunucuları haline gelmişlerdir.
 
Luddite işçilerinin tepkileri, tam anlamıyla bir insanın hayatının geçim kaynağı ve geleneksel hayat biçimi tehdit edildiğinde neler yapabileceğinin bir örneğidir. Teknolojik gelişmelerin yarattığı yapısal işsizlik ve ucuz işçilik kavramları, bencil kapitalizmin bahanelerinden başka bir şey değildir aslında…Kendi kendine yetebilmenin kaybolduğu, zanaatkarlığın yok olduğu, teknoloji fetişinin ve bilimin doğaya üstün gelme gayretinin sosyal sorunlara yol açtığı ortamda, tüm bu olguların merkezinde duran insanın en önemli paydaş olarak anımsanması gerekir. Kişisel sermayesini riske eden ve Schumpeter’ e göre ekonomide rahatsızlık yaratarak değişiklik yaratan girişimci, kaynağı en etkin biçimde yönetmeye kalkarken, üretim faktörünün gözbebeği olan insanı oyun dışı bırakmamalıdır.
 
Teknoloji ve inovasyonun mühendislik ve fen bilgisi ile ilgili olmadığı, sosyal yapıları değiştirir ve dönüştürürken paydaş yönetimi yapılması gerektiğine ışık tutan bir örnektir Luddite hareketi…Teknoloji ve inovasyon yolu ile elde edilen ekonomik gelişmeyi sürdürülebilir kılan da insanın ve hayattaki temel haklarının sürekliliğini sağlamak değil midir?
 
Kaynakça

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s