Marissa Mayer’in 9 İnovasyon Prensibi

Marissa Mayer’in 9 İnovasyon Prensibi

Yahoo’nun CEO’su Marissa Mayer, Google’ın inovatif bir şirket olmasının arkasında yatan sırlardan bazılarını bizimle paylaşıyor.

Chuck Salter tarafından Fast Company’de yazılmış olan bu yazı bizim çok hoşumuza gitti ve sizinle paylaşmak istedik.

Prensip 1: İnovasyon Mükemmellik Değildir!
İki tip kod geliştiricisi vardır. Bazıları aylarca hatta yıllarca kodlama yapar ve mükemmel bir ürün ortaya çıkarmış olmayı umarlar. Bu kale yapmaktır. Şirketlerde bu şekilde çalışırlar. Apple bu işte oldukça iyidir. Eğer ki o işi doğru yapıyor ve sadece mükemmel şeyi inşa ettiyseniz, bir ‘Wow!’ hak edersiniz. Ama asıl problem, o işi yanlış yaptıysanız, üzerinde 5 yıl uğraşıp yüzlerce insanın çalışarak piyasanın istemediği bir ‘gümbürtü’ elde etmiş olursunuz. Diğer programcılar ise günün sonunda çalışan ancak daha sonra geliştirip iyileştirecekleri bir şey ortaya çıkarmış olmayı tercih ederler. İşte bizim yaptığımız budur. ‘Hemen ve sık sık harekete geç’ stratejisi. İnsanların bizim bu kültürümüze inançlarını sağlamanın en zor tarafı mühendislerin bana bir prototip gösterdiklerinde, benim’ Harika, hadi devam edelim’ tepkim karşısında mühendislerin ‘Hayır, daha hazır değil. Google standartlarında değil, Henüz bir Google ürününe benzemiyor’ demeleridir. Onlar bir kale inşa etmek ve ürünün tüm özelliklerini tamamlamayı ve tamamıyla mükemmel bir ürün yapmayı istiyorlar.
Onlara şunu söylüyorum. ‘Google’ın olayı hemen Google laboratuvarlarında iş için harekete geçip sonra tekrarlamak, piyasanın ne istediğini öğrenmek ve işi harikalaştırmak.’ Bu tarz deneyimlemenin güzelliği, piyasanın isteklerinden asla uzaklaşmazsınız. Çünkü piyasa sizi kendine doğru geri çeker.

Prensip 2: Her Yerden Fikirler
İnsanların yeni fikirlerini gönderdiği ve herkesin bu fikirleri girip görebileceği, iç kullanıma açık harika bir listemiz vardır. Bir fikrin ne kadar iyi ya da kötü olduğunu düşündüğünüzü söyleyebileceğiniz açık bir oylama havuzuna benzeyen bir liste. O yorumlar yeni fikirlere öncülük ederler.

Prensip 3: Rüyalarınızı Sürdüreceğiniz Bir Ehliyet
2000’lerden bu yana, mühendislere, işe ayırdıkları vakitlerinin %20’sini yapmak istedikleri her ne varsa ona harcamaları için izin verdik ve onların ilginç şeyler yapacağına güvendik. 11 Eylül’den sonra, araştırmacılarımızdan bir tanesi- Krishna Bharat- her gün 10 ile 15 haber sitesine olayla ilgili bilgi araştırmak için gidecekti. Ve sonra ‘Neden ben bu işi yapmak için bir program yazmıyorum?’ diye düşündü. Bir yapay zekâ uzmanı olan Krishna, makaleleri toparlamak için bir Web Crawler kullandı. Daha sonra bunu tüm şirkete mail attı. Ofis arkadaşım ve ben bunu aldığımızda ‘Bu sadece Krishna için havalı, küçük bir araç değil. Buna daha fazla kaynak ayırabilir ve onu harika bir ürüne dönüştürebiliriz.’ diye düşündük. Google News’in ortaya çıkışı işte böyle oldu. Krishna bir ürün yapmaya niyetlenmemişti ama bize ürünü yapmak için tesadüfen fikir verdi.

Prensip 4: Biçim Değiştirmek,Projeleri Öldürmez
Eric Schmidt, bana bir keresinde doğru olduğunu düşündüğüm şu gözlemi yaptı: ‘Laboratuarlarda geliştirilecek kadar iyi olan herhangi bir proje, içinde bir yerlerde ilginç bir cevher içerir, hatta piyasa projeye tepki vermemiş bile olabilir. Ürünü alıp piyasanın ihtiyaç duyacağı şekle dönüştürmek bizim işimizdir.

Prensip 5: Paylaşabileceğiniz Kadar Bilgi Paylaşın
Bizim dâhili ağımız olan MOMA’dan erişebileceğiniz bilgiler, insanları tazeler kendilerine getirir. Çünkü şirket içerisinde paylaşılan, çalışanların işle ilgili neler olup bittiğine ve neyin önemli olduğuna dair öngörü sahibi olduğu çok fazla bilgi var. Her pazartesi, tüm çalışanlarımız geçtiğimiz hafta ne yaptığınıza dair beş ile yedi maddeden oluşan bir mail yazarlar. Bir arama şirketi olarak, tüm o mailleri alıp devasa bir web sayfası yapar ve onları indeksleriz. Haritalar üzerinde kimlerin çalıştığını merak ediyorsanız, bulabilirsiniz. Tüm şirket genelinde ne biliyorsak onları paylaşmamıza imkân verir ve bu tekrarları azaltır.

Prensip 6: Kullanıcılar, Kullanıcılar, Kullanıcılar
Bunu ‘Para değil, Kullanıcılar’ olarak adlandırdım. Eğer önce kullanıcılara odaklanırsak paranın geleceğine inanırız. Gerçekten sanal bir işte, eğer başarılıysanız, insanların abonelik formatı için para ödeyeceği oldukça gerekli şeyler üzerinde çalışıyor olacaksınız. Veya reklamcıların sitenize sponsorluk için ödeme yapacak kadar fazla kullanıcınız olacaktır.

Prensip 7: Veri Apolitiktir
Diğer organizasyonlarda proje yürüten insanlarla tanıştığımda, onlar daima şöyleler ‘ Tasarım şirketin en önemli politik alanlarından birisidir. Bu tasarımcı yeşili severken diğeri moru sever ve sonra kimin tasarımı seçilir? Patronu kafalayan yada patronla kanka olanın ki. Bazı şirketler tasarımı bir sanat gibi düşünürler. Biz tasarımı bir bilim gibi düşünüyoruz. Favori olanın kim olduğu veya şu estetiğe karşı bu estetiği ne kadar çok sevdiğinizin bir önemi yok. Hepsi dataya bağlıdır. %1 testi (Kullanıcıların %1’i üzerinde) yapılır ve iki haftalık bir periyodda, kullanıcı mutluluk metriğini yukarı taşıyan tasarım hangisiyse o tasarımı kurarız. Her zaman datasına baktığımız oldukça akademik bir test ortamımız var. Muhtemelen, canlı trafikte devam eden, sonuçların büyük okun nasıl olacağının altını çizen 50 ile 100 arasında deney vardır. Tüm farklı şeyleri deneriz.

Prensip 8: Yaratıcılık Kısıtları Sever
Bu benim favorilerimden birisidir. İnsanlar yaratıcılığı küstah/dizginlenmemiş türden bir şey olarak düşünür ama mühendisler kısıtların üzerinde gelişirler. Küçük kutunun sınırları dışındaki yolları düşünmeyi severler: ‘İmkânsız olduğunu söylediğinizi biliyoruz, ama bizi hedefe götürecek olan şeyleri yapacağız.

Prensip 9: Parlaksınız! Sizi İşe Alıyoruz
Stanford’da bir üniversite öğrencisiyken bu sözü, bilgisayar-bilimleri binasının zemin katında bir şirketin el ilanında görmüştüm. Bu beni tam orada durdurdu ve kahkahalarla güldürdü. Birkaç ay sonra, Google’da çalışıyordum. Mühendislerden, mühendisler için bir iş ilanı yazmaları istendi. Bir yarışma düzenlendi. Ben ‘Parlaksınız, sizi işe alıyoruz. Gelin Google’da çalışın” yazdım. Bu ilan Google’da herkesinkinden 8 kat daha fazla tıklandı.

Google’da şimdi, ben işe başladığımda çalışan insan sayısından bin kat daha fazla insan çalışıyor. Bu beni çok şaşırtıyor. Dikkate değer, zorlayıcı, olan ise neyin değişmediğidir-burada çalışan insan tipleri ve üzerinde çalışmayı sevdikleri işlerin tipleri- Bu, Google’da, neredeyse ilk 20’miz veya geri kalanımız için aynı. Kendi değerlerimiz ve standartlarımızdan ödün vermeden başarılı işler ortaya koyabileceğimizi inanarak, sorun çıkaran büyük problemlerin üzerinde çalışmayı isteme, dünya için muhteşem şeyler yapmak isteme kültürü vardır. Eğer ben bir girişimci isem ve bir web sitesi yapmak istiyorsam, bir faturalama sistemine ihtiyacım varsa, Hey! Google Checkout var. Haritalama fonksiyonuna ihtiyacım varsa, Hey! Google Maps var. Reklamla daha çok satışa ihtiyaç duyarsam, Hey! Google AdSense var, değil mi? Kullanıcı ve şifre tanımlama sistemine ihtiyacım varsa, Google Accounts var. Bu, dışarı çıkıp herşeyi tırmalayarak yaratmaktan daha kolay bir yol.

İşte bu, bizim nasıl inovatif kalacağımızdır. ‘Bir fikrim var, öyleyse Google’a gidebilirim ve bir ay içerisinde bir demo oluşturabilirim ve altı ay içerisinde kurulmuş olabilirim.’ diyen girişimcileri çekmeye devam edeceğiz.

Kaynak: http://www.inovasyon.co/marissa-mayerin-9-inovasyon-prensibi/

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s