Dünyanın Ar-Ge devi: Çin

Ar-Ge denince aklınıza hangi ülkeler gelir? Belki ABD, belki Japonya belki de Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkeleri. Ama zaman ve yatırımlar bir başka ülkeyi, Çin’i gösteriyor…
Dünyanın Ar-Ge devi: Çin

Dergi reyonlarını dolaşırken gözüme çoğu zaman dergi değil de gazeteyi andıran bir yayın takılır: Turqie Diplomatique.

Zaman zaman aldığım bu yayında bir yazı fazlasıyla dikkatimi çekti: “Çin Ekonomisi Ar-Ge’ye Odaklandı”

Yazı Çin Devlet Radyosu imzasıyla yayınlanmış olmakla birlikte, Çin’in dünyanın fabrikasından nasıl dünyanın Ar-Ge merkezine dönüştüğünü anlatıyordu. Bazı satır başları şöyle;

  • Çin, Ar-Ge harcamalarında 2013 yılında Japonya’yı geride bıraktı. Gayrı safi yurt içi hasılaya (GSYİH) oranda Japonya önde görünse de toplam Ar-Ge harcama tutarında 166 milyar 500 milyon dolar harcama yapan Çin, Japonya’nın 164 milyon dolarlık harcamasını geçti.
  • Çin 2012’de 148 milyar dolarlık Ar-Ge harcaması yapmıştı. Sadece bir yılda 16,5 milyar dolarlık artış gerçekleşti. Yaklaşık yüzde 20’lik bir artış.
  • 2018’de Çin’in 34 Avrupa ülkesinin Ar-Ge harcamalarının toplamını aşacağı öngörülüyor.
  • Çin ve ABD’nin toplam Ar-Ge harcamasının 2022’de 600 milyar dolara ulaşması bekleniyor.
  • Asya, Ar-Ge yatırımlarında dünyanın batısını geçme yolunda ilerliyor. Çin, Hindistan ve Güney Kore başrolde.
  • ABD, Ar-Ge harcamalarında hem tutar hem de oran anlamında dünya lideri. Ar-Ge’ye ayırdığı pay yüzde 2,5 ancak 16 yıldır bu oran değişmedi. Çin, 2002’de yüzde 1,07 seviyesindeydi. 2020’de yüzde 2,5’a ulaşacak.
  • Çin’in yapacağı en büyük Ar-Ge harcamalarından biri Higgs bozunu ya da bilinen adıyla Tanrı parçacığı ile ilgili. Cern’de 27 kilometre uzunluğundaki “parçacık çarpıştırıcısının” neredeyse iki katı uzunluğunda 52 kilometrelik bir çarpıştırıcı inşaa edilecek. 2028’de tamamlanması amaçlanıyor. Maliyeti ise tam 3.000.000.000 milyar dolar!

“Çin Malı” değil, “Çin’de Yaratıldı”

Tüm bu yukardaki maddelere bakınca ülkenin “dünyanın fabrikası” olmayı uzun vadede sürdürmek istemediği, en azından yalnızca üretici olmaktan kaçındığı görülüyor. Zaten ülkenin vizyonunda “Çin Malı” değil, “Çin’de Yaratıldı” algısını oluşturmak var. Bu açıdan, bugün ABD ya da Japonya’da teknolojisi geliştirilen ancak üretimi Çin’de yapılan ürünlerin ait olduğu iş modelinin ciddi bir dönüşüm gerçekleştireceği akla geliyor. Tüm bu süreç, bugün sayıları iki elin parmağını geçmeyen Çin merkezli global şirket sayısının çok da uzak olmayan bir gelecekte 50’ye hatta 100’e ulaşması demek.

Yazıya göre Çin bir anda Ar-Ge devi olmayı da amaçlamıyor. 2020 hedefi “yenilikçi uluslar” arasında yer almak. Ülkenin 100. yılı olan 2049’da ise bilimde ve teknolojide dünya lideri olmak amaçlanıyor.

Dünya Ar-Ge pazarı

“Ar-Ge pazarı” kendi içinde tuhaf bir bileşim gibi görünebilir. Burada, bazı global şirketlerin Ar-Ge çalışmalarını dünyanın farklı ülkelerine yayması düşünülmeli. Bugün Türkiye’nin de aralarında olduğu pek çok ülke global şirketlerin Ar-Ge merkezlerini kendi sınırları içine taşıma gayretinde. Bunu hem mevcut somut örneklerde hem de kamu yetkililerinin açıklamalarında görmek mümkün. Teknoloji ve endüstri açısından baktığımda, bizzat katıldığım pek çok toplantıda BTK Başkanı Dr. Tayfun Acarer başta olmak üzere ilgili bakan ya da yetkililerden bunu defalarca işittim.

Yine aynı yazıdan aldığım bir bilgi dünya Ar-Ge pazarının büyüklüğüne dair önemli bir bilgi içeriyor. R&D Magazine adlı dergi tarafından yapılan bir araştırma, dünyadaki toplam Ar-Ge harcamalarının 2014’te “1 trilyon 600 milyar dolar” olacağını öngörüyor.

Türkiye ve Ar-Ge

Ar-Ge Türkiye’nin de önem verdiği bir konu başlığı. Çin ve hedefleriyle karşılaştırmanız için yine sayılarla gidelim. Aşağıdaki veriler, 20 Kasım 2014’te Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan ülkemizdeki 2013 yılı Ar-Ge faaliyetlerine ait;

  • 2012’ye göre yüzde 13,4’lük bir artışla 14 milyar 807 milyon TL’ye ulaşıldı (2023 hedefi 60 milyar).
  • Oran olarak baktığımızda ise yüzde 0,92’den 0,95’e çıkıldı.
  • Toplam 113 bin kişi Ar-Ge personeli olarak çalıştı. Bu sayı, Tam Zaman Eşdeğeri (TZE) sınıfındakiler. Yani şirket içinde sen Ar-Ge’ye de bak denilenler değil, tüm mesaisini buna ayıranlar. Özel şirketler, kamu ve üniversitelerin toplamı (2023 hedefi 300 bin kişi).
  • 130’un üzerinde şirkete Ar-Ge Merkezi kurma yetkisi verilmiş. 2014 başlarındaki toplam istihdam yaklaşık 15 bin.
  • Diğer taraftan kadın Ar-Ge personelinin oranı yüzde 30’u geçti. Toplamda 35 bine yakın kadın Ar-Ge çalışanımız var.
  • En çok Ar-Ge harcaması yüzde 27,5 ile Ankara, Konya ve Karaman’ın dahil olduğu Batı Anadolu Bölgesi’nde yapıldı. Doğu Marmara yüzde 21,3 ile ikinci, İstanbul yüzde 20,3 ile üçüncü.

Ancak TÜİK’in araştırmasında alt başlıklara baktığımızda tutarların tutarlılığı noktasında bazı soru işaretleri oluşuyor. Örneğin, “Bilim dalına ve harcama grubuna göre yükseköğretim Ar-Ge harcaması” tablosuna bakıldığında 6,2 milyar TL’lik bir Ar-Ge harcaması görülüyor. Bu harcama nereye yapılmış diye bakıldığında ise 5,4 milyar TL’sinin personel ve diğer cari harcamalara, 803 milyon TL’sinin ise yatırım harcamalarına gittiği görülüyor. Bu 803 milyon TL’nin 582 milyon TL’si makine ve teçhizat alımı, 221 milyonu ise sabit tesis gideri. Yani bir anlamda sadece inşaat için harcanan para.

Bir başka deyişle Ar-Ge yapmaya “mekan olmak dışında” bir katkısı olmayan bir harcama, Ar-Ge yapmaya yarayacak makine ve teçhizat alımının neredeyse yüzde 40’ı…

Lafı çok uzatmayacağım, tüm detaylar TÜİK’in web sitesinde mevcut.

Gerek katıldığım toplantılarda gerekse yazdığım başarı hikayelerinde firmalardan duyduğum bir şey var: “Ar-Ge konusunda bugüne kadar verilmiş en geniş kapsamlı teşviklere sahibiz.” Olumlu görünebilir, ancak bunun bir adım daha ötesi var: “Teşvikler var, ancak kamu yönetimi Ar-Ge için sadece teşvik vermenin yeterli olduğunu düşünüyor. Teşviklerin verildiği alan, farklı sektörlere olan etkisi, ülkenin uzun vadeli stratejik hedefleri dikkate alınmıyor. Sadece teşvik veriliyor…”

Türkiye’nin belirlenmiş hedeflerindeki bence en büyük eksiklik kurumlar arasında bir koordinasyon olmaması. Evet, hemen her kuruma Ar-Ge teşviki için çalışma talimatı verilmiş, ancak resmin bütünü fazlasıyla bulanık. Üstelik Ar-Ge teşviki vermenin yeterli olacağına inanan bir “kamu görüşü” söz konusu.

İşte tüm bu artışlara, çalışan sayısına rağmen “her şeyde büyüyelim”, “her konuda lider olalım” tavrı yüzünden birkaç örnek dışında başarıya ulaşılamayacak. Medyada çıkan “Türkiye uzaya uydu gönderecek, Antarktika’da gözlem yapacak” haberleriyle yetineceğiz gibi görünüyor.

Diğer yandan, gelişme yaşanacak olan alanlarda dünyadaki diğer ülkelerin nasıl bir noktada bulunacakları, hammadde, teknolojinin getirdikleri, jeopolitik konular da değerlendirme dışında tutuluyor. Dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına gireceğiz iddiası da maalesef bu global rekabeti umursamama yüzünden boş bir iddia olarak kalacak.

Siz hiç etrafınızda, özellikle kamuda; Türkiye’nin spesifik alanlardaki uzun vadeli hedeflerinden bahsederken, hedefler dışında tüm sebep ve sonuçlarından da bahseden birilerini gördünüz mü? Ben göremedim, tüm çabalarıma rağmen…

Kaynak:http://bilgicagi.com/Blog/852-dunyanin_ar_ge_devi_cin.aspx

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s